Antalya’da Bir Trabzonlu

ANTALYA’NIN TRABZON IŞIĞI

 Hani vardır ya, bazı şeyler vardır ki istenmez, verilir. Bu da onun gibi.

Bu haberi yapmak tabii ki bana verilmedi. Çünkü bu benim işim değildi.

Ama istedim ki ülkemizin en güzel illeri arasında yer alan Antalya ilimizde Trabzon’un ışığını yakmış olan Trabzonluların bir derneğine *TRABZON KÜLTÜRÜNÜ YAŞATMA DERNEĞİ* yapmış olduğum ziyaretimin anısını böyle bir imkânla değerlendirerek anlatamaya çalışayım.

Adını da sizler koyun  ister haber deyin, ister makale, ister hikâye, takdirini sizlere bırakıyorum.

 

BİR DE BEN ANILARIMI YAZAYIM BAKALIM

Öyle değil miydi? Nihat genç hemşerimiz ilk yazısını,  belki de ilk yazısıydı, değildi bilemiyorum,  Trabzonspor’umuzun bir İzmir deplasman maçı için, İzmir yolculuğu üzerine yazmıştı yanlış hatırlamıyorsam. Hayır, hayır *kazmanın sapını kazmacı yapar herkes kendi işine bakar.* diyelim biz konumuza dönelim.

Antalya yolculuğu yapan insanların hiçbir zaman böyle bir yazı yazma ihtiyaçları olmaz. Çünkü Antalya eşittir tatil demek ve tatilde yaşanan renkli hayatlar alınır kaleme. Yalnız benim gibi Antalya’ya hasret giderici duygularla giden insanlar böyle bir yazıyı kaleme alırlar, kâğıda dökerler.

ANTALYA’YA HAVADAN GÖREREK İNMEK DE GÜZEL

Oğlumun askerliğinin acemi birliğinin bulunduğu yere gitmek üzere kısa bir uçak yolculuğuyla, adeta sırtını dağlara yaslayan şehre ve denize  kuşbakışı bakan dağların arasından indik uçakla Antalya’ya. Nizamiye havaalanına  çok yakındı görüşümüz de çabuk bitti.

Akşam kalmam gerek şehrin içinde elimde bavulumla dönüp duruyorum, yol bilmem yor dam bilmem, uzunca dolaşmanın ardından yorgun düştüm. Belediye zabıtalarının ellerine çaylarını yudumladığı gördüm.

AH BİR ÇAY OLSA DA İÇSEK

Tabii benim de canım çay çekti. içmek istedim, yanlarına yanaştım elimdeki bavulumu yere koyarak çay ocağına yaslanıp bir yorgunluk of’u çektim. Bana bakan zabıtalara o çayı imal eden ve afiyetle içmenize vesile olan kişiye bir çay yok mu diyerek sohbet kapısını aralamaya çalıştım. Çayım hemen geldi, çayımı içtim kim neyin nesi olduğum soruldu. Durumumu arz eder etmez bir tanesi sen niye buradaki Trabzon derneğine gitmiyorsun deyince, hasta ilacının adresini almıştır, yolcu yoluna gerek dedim ve yanlarından ayrıldım.

SANKİ TRABZONA İNDİM

Biraz aramanın ardından Antalya Trabzon Derneği görünmüştür. Üçüncükata çıktım belki üçüncü kat değildi o kadar sıcak vardı ki, o kadar yorgun düşmüştüm ki bana on kat çıktım gibi geldi.

Belki de tarihimde meslektaşım müteahhide asansör niye yapmadı diye ilk kez bu kadar kızdım. İçeriye girer girmez uzaktaki cam kenarındaki masaların birinde oturan insanları gördüm.

Yanıma yanaşan genç garson bana hoş geldin, buyur dedi, bana bir şey sorma, önce bir soluk alayım dedim.

GURBETTE YABANCILIK

Yabancı olduğumu anlayan masada oturanlar garsona benim kim olduğumu sordular ve yanıma gelerek bana hoş geldiniz diyerek beni masalarına davet ettiler ve tanışıp kaynaşınca derneğin bölümleri gezdirerek bilgi alışverişinde bulunduk, o ana kadar hissetmediğim duygularım ve açlığım kabardı. Hemen derneğin alt katındaki restorana beni götürdüler, güzel bir sohbet yaparak karnımı da doyurdum. Kalıp kalmayacağım soruldu. Kalacağımı söyledim, davet edildim, daha önce yerimi telefonla ayırttığımı söyledim. Sonra diğer yönetici arkadaşlarla da bilgi alışverişinde bulunduk.

ONLAR DA BOŞ DURMUYORLAR

Kendileri de Antalya Karadeniz Federasyonunu kurmak için son safhaya geldiklerini, şu an için biraz irtifa kaybı yaşadıklarını, ancak en kısa zamanda yine çalışmaları başlatacaklarını ve Federasyonu kuracaklarını, eski Trabzon valisi Alaattin Yükselin Antalya valisi olmasının onlar için ayrı bir övünç kaynağı olduğunu belirtiler.

Ben de Genel  Merkezi İstanbul Fındıkzade de olan kendi Trabzon Dernekleri Federasyonumuzu anlattım. Federasyon Başkanımız Nurettin Turan’ı Antalya Trabzon Derneği Başkanı Yasin Akal ile telefonla görüştürterek tanıştırdım. Çok güzel bir ortam oldu. Oğlun için neler yapabiliriz diye sordular.

İSTEMEDEN OYUNLARINI BOZDUM

Yalnız bu arada, masada oynanan oyunları da bozulmuştu, oyunlarına devam etmelerini istedim, olmaz dediler, sohbet yapıyoruz dediler.

Ama bazıları bunu çok içten söylemedi, oyunlarının devamı için benimde oyuna karışmam gerektiğini düşündüm, oyuna başladık, her şey çok güzelde, belli ki içlerinden bir tanesi rahat duramıyor, fakat konuşamıyor da, anlıyorum, patlıyor ben misafirim ya çözüm bulmam gerek diye düşünerek arkadaşlar burada misafir mi var? Yok, yok espiri, değerli büyük ağabeyimizin konuşması ortalığı rahatlattı.

ANTALYA’YA DAMGASINI VURAN TRABZONLULAR

Akşam oldu, başkan beni kaldığım otele istirahat etmek üzere barktı. Sabah ta beni alarak asker oğlumun yanına götürdü. Biz nizamiyede otururken kendisi oğlumun ihtiyacı olan bazı şeyleri başkan dışarı çıkıp aldı geldi. O anda oğlumun dağıtımının da Ankara’ya çıktığı haberini aldık, mutluluğunu beraber yaşadık. Bindik Başkan Yasin beyin benim yarı dökük Tempra’mdan biraz daha derli toplu arabasına, başladı bana Antalya’yı gezdirmeye.

Bir süre sonra  aracını yolun sağına yanaştırdı ve arabadan  aşağı indik. Bana dönerek bu gördüğün binaları bizim Trabzonlular yaptı diyerek gururla anlatmaya başladı. İlerledik, sahildeki otellerin yanlarına geldik aşağı indiğimizde başkan bu oteller Trabzonlularındır bunları onlar yaptı derken  Başkan’dan sonra ben de gururlandım.

GURURLANDIM VE DUYGULANDIM

Ben de başkan gibi şöyle heybetli bir şekilde gururla yukarı baktım, içimden “herhalde atalarımız bunu anlatsalar yukarı baktığında kafandaki fes yere düşer misalleri bu olsa gerek” dedim. Fazla vaktim yoktu. Yolculuk saatim yaklaşmıştı. Bu gezinin ardında tekrar dernek merkezine uğradık, oradaki arkadaşlarla vedalaşıp ayrıldım.

Başkan Yasın Bey havaalanına kadar beni yolcu ederek dernekçilik üzerine aynı dertleri paylaştık, iletişimlerimizi devam ettirmek üzere vedalaştık.

HÜZÜNLÜ DÖNÜŞ

Uçağa geç de olsa yetiştim. Uçak havalanınca sanki bana yaşadığım duyguları bir tur atarak tekrar gösterdi. Antalya’nın bir ucunda oğlum diğer ucunda ışığıyla Antalya’yı ısıtan Derneğimin arasından dik dağlara doğru ilerleyerek, aramıza bulutlar perdeyi çekercesine gözlerim arkada kalarak önüme döndüm. Bu yazı asker ziyareti diye başladı, Belediyecilerin çayı ile devam etti ve Yasin Başkan ve arkadaşlarının ilgi ve yakınlıklarıyla noktalandı. İşte bu nedenle Antalya’daki yakınlık ve iletişim vesilesiyle bu yazımda beraber olduk. Devamı dileğiyle…  

 ÖNERİM ODUR Kİ: Herkes okusun, mutlaka bir şeyler okusun, okuduğunun hiç değilse dörtte biri kadar yazmaya çalışsın, okumanın yazmanın yaşı yoktur.

 

Medya Hastikoz

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

No related posts.

Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.

Benzer yazılar

No related posts.

Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.

Yorum yapın