İzzet Keleşin Kaleminden Ömür dediğin şey İnsan hayatı ne farklı safhalarda cereyan ediyor. Bugün nasıl bir hayat yaşandığının hesabını yapmayanlar yarın nasıl bir hayatla karşılaşacağının beklentisi içinde olamazlar. Eğer yarından bir beklentimiz olacaksa her günümüzü bilerek yaşamalıyız.
Bugünün yaşlıları, dünün gençleri idi. Onun için bir şeylere adanmış bir hayatınız varsa yaşlılıkta da bir beklentiniz olacaktır elbette. Zaman zaman hoşuma giden sizinle baylaştığım şeyler oluyor. Bu konu da onlar bir tanesidir. TRT HABER kanalında, gerçekten adanmış hayatları konu alan ‘’Ömür Dediğin’’ adlı program bu anlamda topluma ayna tutacak bir programdır. Öyle hayat hikâyeleri var ki orada herkesin kendini bulabileceği hayat hikâyeleridir bunlar. Onlardan alınacak çok şeyler var herkes için. İyi hayatlar da var kötü hayatlar da onların içinde. Tıpkı hayat gibi her türlüsü bulunur onların içinde.
Ülkemizin her köşesinden insanların hayat hikâyelerinin anlatıldığı programda yaşlıların verdiği mesajları çok değerli buldum. Çünkü yarın nasip olursa herkesin başına gelebilecek olaylar anlatılıyor. Biz onların dününü onlar da bizim yarınımızı yaşıyorlar. Onların anlattıklarına kulak vermek gerekiyor. İstikbalde yalnız, kimsesiz ve mahrum kalmadan yani testi kırılmadan tedbir almalıyız. Alınacak her türlü tedbir ileride yaşanılabilecek hüsranları engelleyecektir. Hep söylediğim bir söz vardır. Yaptıklarımız, bize yarın yapılacakların teminatıdır.
Öyle hayaller kurarak hayata başlamışlardı ki onlar. Onların da coşkulu sevdaları olmuştu. Onların da çocukları olurken ve onları büyütürken hayalleri büyümüştü. Ancak, bizden farklı olarak onlar her türlü yoksuzluğu ve yoksulluğu yaşamışlardı. Tabiri caizse tam manasıyla ekmeği ve hayatın her çeşidini paylaştılar. Önlerindeki engeller ne kadar yüksek olursa olsun onu aşmaktan vazgeçmediler. Bu zorlukların hepsini yarına umutlu ve mutlu olacak çocukları için katlandılar. Zorluklar karşısında sert kaya gibi durdular. Hayat ellerini bir ederek karşı koydular. Açlık, yoksulluk, çaresizliklere karşı birbirlerine yaslanarak güçlerini ikiye katladılar. Bu hayat mücadelesi onları ömürlerinin sonunda daha da birbirlerine yaklaştırdı. Artık birbirlerine o kadar alışmışlar ki ölüme bile ayrı gitmek istemiyorlar. Hepsinin duası birbirinin yokluğunu görmemek oluyor. Hele kimilerinin yaşadığı evlat varken evlatsızlık hasreti insanın burnunun direklerini sızlatan cinsten.
Onları dinlerken insanın ömrü ileriye ve geriye dönük olarak bir şerit gibi geçiyor gözünün önünden. Onları yaşadığı zorlukların binde birini bugünün çiftleri yaşasa iki gün dayanamaz hemen boşanırlardı. Çünkü bugünkü toplumda gördüğümüz bunca sudan sebeplerle boşanmalar varken bunu söylemek durumunda kalıyor insan. Onlara bakınca bir kez daha anlıyoruz ki mutluluk öyle çok uzaklarda falan değildir. Burnunuzun dibinde duruyor. Elbette ki anlayan için bu geçerlidir. Farklı şeyler ve beklentisi olanlar için belki de mutluluk Kafdağı’nın ardındadır.
Yaşam nerede olursa olsun derslerle doludur. Yeter ki biz almasını bilelim onun verdiği mesajı. Bir yaşlıdan, bir gençten ve de bir çocuktan… kısaca her yerden ve herkesten alınabilecek dersler var hayatta.

![zzet[1]](http://www.medyahastikoz.com/wp-content/uploads/2011/03/zzet1-217x300.jpg)








