Devlet can güvenliği gerekçesiyle silah ruhsatı veriyordu bizde alıp belimize koyalım dedik, aynı zamanda köyümüzün derneğinin Başkanıydım Üsküdar bölgesinde ortak bir dostumuzun ordu evinde oğlunun düğünü vardı salondan içeri girdim güvenlikte çok titiz bir arama vardı aramaları için yaklaştım her halde birine benzetildim ki askerlerden biri
” Buyurun komutanım siz geçin”
dedi bende daha çıtayı indir miyim çok ta önemsemeden salona girdim Mehmet Ali Kapucu ağabey yanıma geldi hal ve hatırımı sordu ayakta sohbet ederken bir ara gözü belimdeki silaha takıldı
‘’Ula bu ne ‘’dedi
‘’Ağabey silahım” dedim
‘’Nasıl olur bizim silahları ve çakımı bile aldılar içeri kuş uçmadı sen silahla nasıl içeri girersin” diye bağırdı bende
” Ağabey müsaade edersen ben başkanım e beni de aramasınlar ‘’ dedim
yemin ettirdi beni aramadıklarına dair sonra gözlüklerini iki santim daha aşağıya düşürerek oralarda dönüp durdu meseleyi belli ki takmıştı kafasına ben masaya geçip yanımda ki arkadaşlarla sohbet ediyorum ki birden başıma dikilmiş bir astsubay iki asker gördüm bana
‘’Hüseyin Ayaz siz misiniz?” diye sorunca benim jeton düştü
” Beyefendi bizimle nizamiyeye kadar gelmeniz gerekiyor” dedi
” Konu ne” dedim
‘’Sizin üzerinizde silah var onu almamız gerekiyor çıkışta iade ederiz” dedi
herkesin bakışları arasında ve Mehmet Ali’nin bıyık altı gülmelerinin arasında silahımı vermeye gittim zaten vakitte geç olmuştu silahı teslim etmeden salondan çıktım aradan bir iki yıl geçmemişti hep bir fırsat bekliyordum köydeydik birkaç arkadaş yukarı derelere balık tutmaya gidiyorduk yolda her zamanki gibi şık giyimiyle önümüze çıktı Mehmet Ali ağabey selam verdik ayrılırken bizimle gelmek istediğini söyledik bizde buyur ettik dereye gittik avlanmaya başladık bu ihbarcı ağabeyimiz de giymiş olduğu bembeyaz elbiseleriyle ayakkabılarını eline almış pantolon paçalarını yukarı çekmiş kenarlardan bizi takıp ediyordu öyle bir yere gelmiştik ki yol bitti derenin karşısından devam etmemiz lazım ağabeyimiz bana ‘’nasılsa sen ıslaksın sırtına alada dereden karşıya geçir ‘’dedi bende çok memnuniyetle kabul ettim sırtıma aldım derenin tam ortasına geldiğimde
‘’ağabey ben çok yoruldum dinlenmem lazım ‘’dememle onun bana can havliyle sarılması bir oldu bende ona ordu evini hatırlatıp suya balık gibi attım…
Medya Hastikoz













